Onur kırıcı davranış nedeniyle boşanma davası ve TMK m. 162 kapsamında özel boşanma sebebi

Onur Kırıcı Davranış Nedeniyle Boşanma Davası

Evlilik birliği, eşler arasında karşılıklı sevgi, saygı, sadakat ve güven esası üzerine kurulur. Eşlerden birinin, diğerinin şeref, haysiyet ve toplumsal itibarını hedef alan ağır nitelikteki kasti eylemleri, evlilik birliğini çekilmez hale getirir. Türk Medeni Kanunu’nun 162. maddesinde düzenlenen “Onur Kırıcı Davranış”, kanun koyucu tarafından mutlak bir boşanma sebebi olarak kabul edilmiştir.

Mağdur olan eş, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını ayrıca kanıtlamak zorunda kalmadan, yalnızca bu ağır nitelikteki kasti eylemin varlığını ispatlayarak boşanma davası açabilir.

İçindekiler

Onur Kırıcı Davranış Nedir?

Onur kırıcı davranış, bir kişinin eşinin şeref, haysiyet, itibar ve toplumsal saygınlığını kasten hedef alan, onu küçük düşürmeyi, aşağılamayı veya rencide etmeyi amaçlayan ağır nitelikteki sözlü, yazılı, dijital ya da fiili tutumları ifade eder.

Hukuki açıdan her kırıcı söz, sert tartışma veya anlık öfke ifadesi doğrudan TMK m. 162 kapsamında onur kırıcı davranış olarak nitelendirilemez. Bir eylemin bu özel boşanma sebebine dayanak yapılabilmesi için, eşin kişilik değerlerine yönelik ağır bir saldırı niteliği taşıması ve bu saldırının bilerek, istenerek yani kasten gerçekleştirilmiş olması gerekir. Yargıtay uygulamasında belirleyici olan, davranışın basit bir kırgınlık veya tartışma sınırını aşıp eşin şeref, haysiyet ve kişilik değerlerine ağır biçimde yönelmiş olup olmadığıdır.

Onur Kırıcı Davranış Nedeniyle Boşanma Davası Nedir?

Onur kırıcı davranış nedeniyle boşanma davası, eşlerden birinin diğerine karşı şeref, haysiyet ve itibarını zedeleyen ağır nitelikteki kasti eylemleri karşısında TMK m. 162’ye dayanılarak açılan özel ve mutlak bir boşanma davasıdır.

Bu davanın temel niteliği, genel boşanma davasında aranan “evlilik birliğinin temelinden sarsılması ve çekilmezlik” unsurlarının burada ayrıca araştırılmamasıdır. Aile Mahkemesi hakimi, taraflar arasındaki ortak hayatın sarsılıp sarsılmadığını değil; iddia ve ispat edilen eylemin kanunun aradığı “ağır onur kırıcı” niteliğe ulaşıp ulaşmadığını tartar. Mahkeme önünde somut delillerle kanıtlanan eylemin, m. 162 kapsamında ağır bir haysiyet ihlali oluşturduğu tespit edildiği an, hakim doğrudan boşanma kararı vermekle yükümlüdür.

Onur Kırıcı Davranış Örnekleri Nelerdir?

Yargıtay kararları doğrultusunda onur kırıcı davranış örnekleri başlıca şunlardır:

  • Süreklilik Arz Eden veya Ağır Sözlü Hakaretler: Eşin toplum içindeki veya aile ortamındaki saygınlığını doğrudan hedef alan, sıradan bir tartışma sınırını aşan ağır küfürler ve aşağılamalar bu kapsamda değerlendirilebilir. Ancak her kırıcı söz, her tartışma cümlesi veya her öfke ifadesi TMK m. 162 anlamında onur kırıcı davranış sayılmaz. Mahkeme; sözün ağırlığını, söylenme biçimini, aleniyetini, tekrar edip etmediğini ve doğrudan eşin şeref-haysiyet alanını hedef alıp almadığını birlikte inceler.
  • Toplumsal İtibarı Zedeleme Amacı Taşıyan İftiralar: Eşin hırsızlık yaptığı, dolandırıcılık eylemlerine karıştığı veya ahlaka aykırı bir yaşam sürdüğü yönünde asılsız ithamları kasti olarak sosyal çevreye yaymak, onur kırıcı davranışın en ağır görünümlerinden biridir. Burada belirleyici olan yalnızca iddianın gerçek dışı olması değil; bu iddianın diğer eşi aile, akraba, iş çevresi veya toplum nezdinde küçük düşürme amacıyla kullanılmasıdır.
  • Haysiyet Odaklı Konuttan Kovma Eylemleri: Eşin “bekaret” veya benzeri haysiyet merkezli asılsız iddialar öne sürülerek, diğer eşi çevre nezdinde küçük düşürmek amacıyla müşterek konuttan zorla çıkarılması onur kırıcı davranış olarak değerlendirilebilir. Özellikle bu eylem aile büyüklerinin, komşuların veya üçüncü kişilerin görebileceği şekilde gerçekleştirilmişse, davranış yalnızca ev içi bir tartışma olmaktan çıkar; eşin toplumsal itibarını hedef alan ağır bir haysiyet saldırısına dönüşür.
  • Dijital Ortamda Küçük Düşürücü Paylaşımlar: WhatsApp, SMS veya sosyal medya platformları üzerinden eşin itibarını lekeleyen, onu rencide eden veya üçüncü kişilerin görebileceği alanlarda onur zedeleyici ifadeler paylaşılması bu kapsamda değerlendirilebilir. Dijital ortamda yapılan davranışlarda mahkeme, mesajın içeriği kadar kime gönderildiğini, kaç kişiye ulaştığını, paylaşımın aleni olup olmadığını ve eşin sosyal çevresindeki itibarını zedeleme sonucunu da dikkate alır.
  • Özel Rencide Kastı Taşıyan Aleni Sadakatsizlik: Boşanma davası devam ederken, eşlerden birinin diğer eşin haysiyetini doğrudan hedef alan özel bir rencide etme amacıyla, bir başkasıyla toplum içine alenen sarmaş dolaş çıkması ve bu sadakatsizlik eylemini bir küçük düşürme aracı olarak kullanması da olayın koşullarına göre onur kırıcı davranış kapsamında tartışılabilir. Burada kritik ayrım şudur: Her sadakatsizlik otomatik olarak TMK m. 162 anlamında onur kırıcı davranış sayılmaz; ancak eylem, diğer eşi toplum önünde küçük düşürmek ve onun saygınlığını hedef almak amacıyla aleni biçimde sergilenmişse, sıradan sadakat ihlalinin ötesine geçebilir.

Onur Kırıcı Davranış Nedeniyle Boşanma Şartları Nelerdir?

Onur kırıcı davranış nedeniyle boşanma davası açabilmenin şartları başlıca şunlardır:

  • Eylemin Ağır Surette ve Kasten Yapılması: Davranışı sergileyen eş, bu eylemleri bilerek ve isteyerek (kasten) gerçekleştirmelidir. Her tartışma, kırıcı söz veya anlık öfke ifadesi TMK 162 kapsamında değerlendirilmez; ancak sözün ağırlığı, söylendiği ortam, tekrarı, aleniyeti ve hedef aldığı kişilik değeri kanunun aradığı ağırlık eşiğine ulaşıyorsa, tek bir kasti eylem dahi bu davayı açmak için yeterlidir.
  • Yasal Sürelere Uyulmuş Olması: Mağdur olan eşin, kanunda öngörülen hak düşürücü süre sınırlarını geçirmeden mahkemeye başvurmuş olması gerekir.
  • Eylemin Affedilmemiş Olması: Kendisine karşı ağır surette onur kırıcı eylem yapılan eşin, bu olaydan sonra diğer tarafı bağışladığına dair bir irade göstermemiş olması zorunludur.

Onur Kırıcı Davranış Nedeniyle Boşanma Davası Nasıl Açılır?

Onur kırıcı davranış nedeniyle boşanma davası, usulüne uygun şekilde hazırlanmış dava dilekçesinin görevli Aile Mahkemesine sunulması ve gerekli harçların yatırılmasıyla açılır.

Bu davada dilekçede doğrudan TMK m. 162’de düzenlenen özel boşanma nedenine dayanıldığı açıkça belirtilmelidir. “Eşim bana sürekli hakaret etti” veya “Beni her zaman küçük düşürdü” gibi soyut ifadeler tek başına yeterli değildir. Eylemlerin tarihi, yeri, olaya dahil kişiler, kullanılan sözler, sergilenen tutumlar ve bunları destekleyen deliller kronolojik bağlantı içinde somutlaştırılmalıdır. Aksi halde dilekçe, TMK m. 162’nin aradığı özel ve ağır sebebi ortaya koymakta yetersiz kalabilir.

gece hukuk bürosu iletişim bilgileri

Boşanmada Onur Kırıcı Davranışı Affetmenin Sonuçları Nelerdir?

Boşanmada onur kırıcı davranışı affetmenin sonuçları başlıca şunlardır: Affedilen olay kural olarak boşanma sebebi ve kusur belirlemesi bakımından mahkemede yeniden ileri sürülemez, mağdur eşin o spesifik eyleme dayanarak dava açma hakkı ortadan kalkar.

Ancak af olgusunun varlığından söz edebilmek için, mağdur eşin tamamen özgür iradesiyle karşı tarafı bağışlamış olması gerekir. Yargıtay içtihatlarına göre; onur kırıcı davranışa maruz kalan eşin, gidecek yeri olmadığı, ekonomik imkansızlık yaşadığı veya çocuklarının geleceğini korumak istediği için bir süre daha aynı evde yaşaması tek başına zımni af sayılmaz.

Mahkeme, affın varlığını yalnızca aynı evde yaşamaya devam edilmesine bakarak kabul etmez. Açık bağışlama beyanı, barışma içerikli mesajlar, olaydan sonra tam bir evlilik birliği iradesinin yeniden kurulması, tarafların yaşanan olayı bilinçli şekilde geride bıraktığını gösteren davranışlar ve somut dosya kapsamı birlikte değerlendirilir. Bu nedenle mağdur eşin dava açana kadar mecburiyetten evlilik içinde kalması ile karşı tarafı gerçekten affetmesi birbirinden ayrı hukuki durumlardır.

Af gerçekleştikten sonra, yalnızca o affedilen eylemden ötürü dava açılamaz; fakat af tarihinden sonra yeni bir onur kırıcı davranış gerçekleşirse dava hakkı yeniden doğar.

Onur Kırıcı Davranış Nedeniyle Boşanma Davası Açmak İçin Süre Var mıdır?

Onur kırıcı davranış nedeniyle boşanma davası açmak için kanunda belirlenmiş hak düşürücü süreler vardır. TMK m. 162 uyarınca davanın açılması gereken yasal süre sınırları şunlardır:

  • 6 Aylık Nisbi Süre: Mağdur olan eş, kendisine yönelik onur kırıcı davranışı ve bu eylemi gerçekleştiren eşini öğrendiği tarihten itibaren 6 ay içinde boşanma davasını açmalıdır.
  • 5 Yıllık Mutlak Süre: Onur kırıcı davranışın gerçekleştiği tarihten itibaren, eylem sonradan öğrenilse dahi her halde 5 yıl içinde davanın ikame edilmesi şarttır.

Bu süreler hak düşürücü nitelikte olup, zamanaşımından farklı olarak mahkeme hakimi tarafından yargılamanın her aşamasında kendiliğinden (re’sen) dikkate alınır ve sürenin aşılması durumunda dava usulden reddedilir.

Onur Kırıcı Davranışa Dayalı Boşanma Davasında Hangi Deliller Kullanılır?

Onur kırıcı davranışa dayalı boşanma davası sürecinde kullanılabilecek deliller başlıca şunlardır: Yazılı iletişim kayıtları, tanık beyanları, hukuka uygun sınırlar içinde elde edilmiş ses/video kayıtları ve psikolojik raporlar.

Delillerin mahkemece hukuka uygun kabul edilmesinde şu sınır ve kriterler esas alınır:

  • Dijital ve Yazılı İletişim Kayıtları: Eşin kişilik haklarına saldırı boyutuna varan ifadeler içeren WhatsApp yazışmaları, SMS’ler ve e-postalar doğrudan sunulabilir. Örneğin eşe gönderilen mesajlarda sürekli olarak “seninle evlenmek hayatımın utancıydı”, “ailem seni insan yerine koymuyor”, “sen bu evin yüz karasısın” gibi kişiliği, aile içindeki konumu ve toplumsal saygınlığı hedef alan ifadelerin yer alması, olayın niteliğine göre yazılı delil olarak değerlendirilebilir. Burada önemli olan yalnızca kullanılan kelimelerin sertliği değildir; mesajların sürekliliği, gönderildiği bağlam, üçüncü kişilere gösterilip gösterilmediği ve eşin haysiyet alanını hedef alıp almadığı birlikte incelenir.
  • Gizli Ses ve Görüntü Kayıtlarının Sınırı: Her gizli kayıt hukuka uygun delil değildir; ancak ani gelişen, başka şekilde ispatı mümkün olmayan bir saldırı veya haksız fiil (hakaret, iftira, tehdit) karşısında, yalnızca o olayı belgelemek amacıyla anlık alınan kayıtların hukuka uygun kabul edildiği kararlar vardır. Buna karşın sistematik, planlı, casus yazılımla veya sürekli yapılan gizli kayıtlar hukuka aykırılık ve ceza sorumluluğu riski doğurur.
  • Klinik ve Psikolojik Raporlar: Ağır aşağılama, toplumsal dışlama veya sistematik yıpratma sonucunda mağdur eşin ruh sağlığının bozulduğunu gösteren psikiyatri raporları ve uzman değerlendirmeleri, onur kırıcı davranışın etkisini ortaya koyan destekleyici deliller arasında yer alır. Bu raporlar tek başına boşanma sebebini ispatlamak yerine, çoğu zaman yaşanan davranışların mağdur eş üzerinde bıraktığı etkiyi görünür hale getirir ve diğer delilleri destekler.
  • Şikayet, Kolluk ve Koruma Tedbiri Kayıtları: Hakaret, iftira, tehdit, konuttan kovma, fiziksel şiddet veya onur kırıcı davranışla bağlantılı sistematik baskı içeren olaylarda yapılan karakol başvuruları, Cumhuriyet Başsavcılığı nezdindeki şikayet dosyaları, kolluk kuvvetleri tarafından tutulan resmi tutanaklar ve 6284 sayılı Kanun kapsamında alınan uzaklaştırma veya koruma tedbiri kararları destekleyici delil olarak dosyada dikkate alınabilir.

Onur Kırıcı Davranış Nedeniyle Boşanmada Tazminat Nasıl Hesaplanır?

Onur kırıcı davranış nedeniyle boşanmada tazminat, TMK m. 174 kapsamında talep üzerine mahkemece şu yasal kriterler çerçevesinde hesaplanarak hükme bağlanır:

Maddi Tazminatın Hesaplanması

Boşanma yüzünden mevcut veya gelecekte elde etmesi beklenen ekonomik menfaatleri zedelenen ve boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kusursuz veya daha az kusurlu olan taraf, diğer taraftan uygun bir maddi tazminat talep edebilir. Hakim maddi tazminat miktarını belirlerken şu kriterleri dikkate alır:

  • Mağdur eşin evlilik birliğinin bitmesiyle mahrum kaldığı maddi destek ve refah düzeyi,
  • Eşlerin güncel sosyal ve ekonomik durumları, aylık gelirleri ve malvarlıkları,
  • Onur kırıcı davranışı sergileyen eşin boşanmaya sebep olan olaylardaki kusur ağırlığı.

Manevi Tazminatın Hesaplanması

Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir paranın ödenmesini isteyebilir. Bu kapsamda manevi tazminat otomatik olarak değil, mahkemece şu kriterlere göre değerlendirilir:

  • Onur kırıcı eylemin niteliği, süresi ve toplum içinde yarattığı olumsuz yansıma (Örn: Topluluk içinde alenen aşağılanma veya haysiyete yönelik ağır iftiraya uğrama),
  • Mağdur eşin bu eylemler nedeniyle yaşadığı psikolojik travma, özgüven kaybı ve yıpranma derecesi,
  • Manevi tazminatın zenginleşme aracı olmayacak, ancak mağdurun manevi zararını hafifletecek hakkaniyete uygun bir miktarda belirlenmesi.

Onur Kırıcı Davranış Velayet Kararını Etkiler mi?

Onur kırıcı davranış, çocuğun ruhsal gelişimi, güvenliği veya ebeveynlik ortamı üzerinde olumsuz etki yaratıyorsa velayet kararını etkileyebilir.

Aile Mahkemesi hakimi velayet hususunu karara bağlarken, tarafların evliliğin bitmesindeki kusur durumunu otomatik bir kriter olarak kabul etmez; velayet doğrudan kusursuz tarafa verilmez, her zaman çocuğun menfaati gözetilir. Kusur durumu, ancak çocuğun bakım, güvenlik, ruhsal gelişim ve ebeveynlik kapasitesi üzerinde olumsuz bir etkiye sahipse belirleyici hale gelir.

Eğer onur kırıcı davranışlar müşterek çocuğun yanında, onun duyacağı ve şahit olacağı şekilde yapılmışsa, bu durum çocuğun ruhsal gelişimini tehlikeye düşürebilir. Çocuğun sürekli aşağılama, hakaret, küçük düşürme veya ebeveynlerden birinin diğerini itibarsızlaştırma davranışına maruz kalması, yalnızca eşler arasındaki kusur meselesi olarak görülmez; çocuğun duygusal güvenliği bakımından ayrıca değerlendirilir. Hakim, pedagog raporları, sosyal inceleme raporları ve diğer deliller doğrultusunda bu ebeveynin sağlıklı bir gelişim ortamı sunamayacağına kanaat getirirse, velayeti diğer tarafa bırakabilir.

Onur Kırıcı Davranış Sergileyen Eş Nafaka Alabilir mi?

Onur kırıcı davranış sergileyen eş, boşanmaya sebep olan olaylarda diğer eşe göre daha ağır kusurlu kabul edilirse yoksulluk nafakası alamaz. Hukukumuzda nafaka taleplerinin değerlendirilmesi şu kurallara bağlıdır:

  • Yoksulluk Nafakası Açısından Durum: TMK m. 175 uyarınca yoksulluk nafakası talep edebilmek için “boşanmada daha ağır kusurlu olmamak” şartı aranır. Eşine karşı ağır derecede onur kırıcı eylemde bulunan kişinin yoksulluk nafakası talebi, bu eylemler nedeniyle boşanmaya sebep olan olaylarda daha ağır kusurlu kabul edilmesi halinde reddedilir. Bu nedenle yalnızca ekonomik zorluğa düşmek nafaka için tek başına yeterli değildir; mahkeme tarafların boşanmada kusur durumunu ve boşanmaya yol açan olayların ağırlığını birlikte değerlendirir.
  • Tedbir Nafakası Açısından Durum: Dava süresince hakimin re’sen hükmettiği geçici tedbir nafakasında kural olarak kusur belirleyici değildir. Mahkeme, tarafların ekonomik durumunu, geçici korunma ihtiyacını, barınma ve geçim koşullarını ve dosyadaki mevcut delilleri birlikte değerlendirir. Bu nedenle ağır kusur iddiası bulunan dosyalarda dahi tedbir nafakası konusunda otomatik bir sonuç yoktur; karar, somut olayın koşullarına göre verilir.
  • İştirak Nafakası İstisnası: Müşterek çocukların bakımı ve eğitimi için velayeti alan tarafa ödenen iştirak nafakasında kusur şartı aranmaz. Onur kırıcı davranış sergileyen eş velayeti kaybetmiş olsa bile, çocukların geleceği için kendi mali gücü oranında iştirak nafakası ödemekle yükümlü tutulur.

Onur Kırıcı Davranış Nedeniyle Boşanmada Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır?

Onur kırıcı davranış nedeniyle boşanmada mal paylaşımı, yasal edinilmiş mallara katılma rejimi tasfiyesi kurallarına göre şu şekilde yapılır:

  • Kusur Oranının Etkisizliği: Genel kanının ve kamuoyundaki yaygın yanılgının aksine, eşlerin boşanma davasındaki kusur oranları (onur kırıcı davranış sergilemiş olmak dahil) kural olarak yasal mal paylaşımındaki tasfiye paylarını doğrudan değiştirmez. Evlilik birliği içinde edinilmiş olan mallar, kusura bakılmaksızın yarı yarıya (artık değere katılma alacağı şeklinde) tasfiye edilir.
  • Yasal İstisnaların Sınırı: TMK m. 236/2 kapsamında, yalnızca zina veya hayata kast nedeniyle boşanma halinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının azaltılmasına veya tamamen kaldırılmasına hakkaniyete uygun olarak karar verebilir. Onur kırıcı davranış eylemi, kanundaki bu iki özel başlık altında yer almadığı ve doğrudan hayata kast seviyesine ulaşmadığı sürece, aile mahkemesi hakimi kusurlu olan eşin mal paylaşımındaki yasal pay oranını bu gerekçeyle doğrudan düşüremez.
  • Davaların Ayrılığı İlkesi: Onur kırıcı davranışa dayalı boşanma davası ile mal rejimi tasfiyesi davası hukuken birbirlerinden tamamen bağımsız süreçlerdir. Mal paylaşımı davası boşanma davasıyla birlikte açılabileceği gibi ayrı bir dava olarak da yürütülebilir; ancak mal tasfiyesinin yapılabilmesi için boşanma kararının kesinleşmesi beklenir.

Onur Kırıcı Davranışa Dayalı Boşanma Davası Ne Kadar Sürer?

Onur kırıcı davranışa dayalı boşanma davasının ne kadar süreceği konusunda önceden kesin bir süre vermek hukuken mümkün değildir.

Yargılama süresini; davanın açıldığı adliyedeki mahkemenin iş yükü, duruşma yoğunluğu, tarafların delil durumu, dinlenecek tanık sayısı, tanıkların duruşmaya katılımı ve uzman raporu gerekip gerekmediği belirler. Onur kırıcı eylemlerin yazılı kayıtlarla açıkça ispatlanabildiği, tanıkların hazır olduğu ve feri taleplerin sınırlı kaldığı dosyalarda süreç daha hızlı ilerleyebilir. Buna karşılık velayet, nafaka, maddi-manevi tazminat gibi taleplerin kapsamı genişse ve taraflar arasında bu konularda yoğun çekişme varsa dava süresi uzayabilir.

Onur Kırıcı Davranış Nedeniyle Boşanma Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme Hangisidir?

Onur kırıcı davranış nedeniyle açılacak boşanma davasında görevli mahkeme Aile Mahkemesi, yetkili mahkeme ise eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa 6 aydır birlikte oturdukları yer mahkemesidir.

Eğer davanın açılacağı bölgede müstakil bir Aile Mahkemesi kurulmamışsa, dava o yerdeki Asliye Hukuk Mahkemesi bünyesinde “Aile Mahkemesi Sıfatıyla” açılır. Hak düşürücü sürelere dikkat edilerek usulüne uygun hazırlanmış bir dava dilekçesinin yetkili yerdeki mahkemeye ibraz edilmesi ve harçların yatırılmasıyla birlikte hukuki yargılama süreci resmi olarak başlamış olur.

Onur Kırıcı Davranış Nedeniyle Boşanma Davası Sıkça Sorulan Sorular

Onur kırıcı davranış nedeniyle açılan dava devam ederken eşlerin aynı evde yaşamaya devam etmesi davayı düşürür mü?

Onur kırıcı davranış nedeniyle açılan dava devam ederken eşlerin mecburiyetten aynı evde yaşamaya devam etmesi davayı doğrudan düşürmez. Ancak dava açıldıktan sonra taraflar arasında evlilik birliğinin normal şekilde sürdürüldüğünü, olayın geride bırakıldığını ve açık bir barışma iradesi bulunduğunu gösteren davranışlar ortaya çıkarsa, mahkeme bu durumu örtülü af kapsamında değerlendirebilir.

Eşin iş yerine giderek onu meslektaşları önünde aşağılaması boşanma sebebi olur mu?

Eşin iş yerine giderek onu meslektaşları, müşterileri veya iş çevresi önünde aşağılaması, olayın ağırlığına göre onur kırıcı davranış nedeniyle boşanma sebebi olabilir. Burada belirleyici olan davranışın yalnızca tartışma niteliğinde kalıp kalmadığı değil; eşin mesleki itibarı, toplum içindeki saygınlığı ve kişilik haklarının kasten hedef alınıp alınmadığıdır.

Ceza mahkemesinden alınan hakaret mahkumiyeti boşanma davasında etkili olur mu?

Ceza mahkemesinden alınan hakaret mahkumiyeti, boşanma davasında oldukça güçlü bir delil olarak değerlendirilebilir. Hukuk hakimi, ceza mahkemesinin maddi vakıaya ilişkin kesinleşmiş tespitlerini dikkate alır. Ancak aile mahkemesi, bu eylemin boşanma davasında TMK m. 162 kapsamında ağır derecede onur kırıcı davranış oluşturup oluşturmadığını ayrıca değerlendirir.

Gizli veya sahte sosyal medya hesabından eşe hakaret edilirse hesap sahibinin kim olduğu nasıl ispatlanır?

Gizli veya sahte sosyal medya hesabı üzerinden eşe hakaret edilmesi halinde hesabın kime ait olduğunu ispatlamak her zaman kolay değildir. Mahkeme; ekran görüntülerini, mesaj içeriklerini, kullanılan üslubu, hesapta paylaşılan özel aile bilgilerini, tanık beyanlarını ve varsa teknik inceleme imkanlarını birlikte değerlendirir. Hesabın eş tarafından kullanıldığını gösteren yan deliller güçlüyse, bu paylaşımlar boşanma davasında dikkate alınabilir.

Onur kırıcı davranış nedeniyle açılan boşanma davasında yetkisiz mahkemede dava açılırsa ne olur?

Onur kırıcı davranış nedeniyle açılan boşanma davasında yetkisiz mahkemede dava açılması, süreci uzatabilir. Yetki itirazı süresinde ileri sürülür ve mahkeme bu itirazı haklı görürse yetkisizlik kararı verebilir. Bu durumda dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesi için usulüne uygun başvuru yapılması gerekir. Bu nedenle dava açılmadan önce eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa 6 aydır birlikte oturulan yer mahkemesi doğru şekilde belirlenmelidir.

Boşanma davası açılmadan önce gönderilen hakaret içerikli mesajlarda 6 aylık süre ne zaman başlar?

Hakaret içerikli mesajlar bakımından 6 aylık süre, kural olarak mağdur eşin bu mesajı öğrendiği tarihten itibaren başlar. Mesajın gönderildiği tarih ile mağdur eşin mesajı fiilen öğrendiği tarih farklı olabilir. Ancak her halde, onur kırıcı davranışın gerçekleşmesinden itibaren 5 yıl geçtikten sonra TMK m. 162’ye dayalı dava hakkı düşer.

Düşüncelerinizi Paylaşın