Boşanmada kusur sayılan haller 2026 rehberi için hazırlanan Gece Hukuk Bürosu öne çıkan görseli

Boşanmada Kusur Sayılan Haller 2026

Boşanma davalarında kusurlu davranışların neler olduğu ve yasal etkileri sıklıkla merak edilen konuların başında gelir. Ancak bu süreçte göz ardı edilmemesi gereken en temel kural, kusur tespiti yapılırken her evliliğin kendi dinamikleri içinde inceleneceğidir. Ayrılık süreçlerinin hukuki omurgasını kusur dengesi oluşturur. Nafakadan tazminat haklarına kadar birçok mali sonuç, taraflara yüklenen kusur durumuna göre şekillenir.

Bu rehberimizde evlilik birliğinin sonlandırılmasında kusur teşkil eden hareketlerin neler olduğunu, kusur derecelerinin davaya ve mali haklara nasıl yön verdiğini, yargılama usullerini ve dikkat edilmesi gereken stratejik noktaları günlük pratiklerden örneklerle ele alacağız. Bu nedenle iddia, savunma ve delillerin usulüne uygun şekilde hazırlanması önemlidir.

Boşanmada Kusur Nedir?

Hukuki anlamda kusur; eşlerin evlilikle birlikte üstlendikleri sadakat, karşılıklı destek ve ortak yaşamın getirdiği sorumluluklara aykırı hareket ederek evliliğin sürdürülemez hale gelmesine kendi kusurlu davranışıyla sebebiyet vermesidir. Evlilik hayatı boyunca tarafların birbirlerine hem maddi hem de manevi yönden destek olma yükümlülüğü bulunur. Bu yasal ödevlerin ihlal edilmesi, hakları zedelenen diğer eşe haklı bir boşanma gerekçesi sunabilir. Kusurun boşanma davasındaki etkisi; Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen özel boşanma sebepleri, TMK m.166’daki evlilik birliğinin temelinden sarsılması, TMK m.174’teki maddi ve manevi tazminat, TMK m.175’teki yoksulluk nafakası ve bazı durumlarda TMK m.236’daki mal rejimi hükümleriyle birlikte değerlendirilir.

Dava sürecinde belirlenecek kusur durumu; hükmedilecek nafakayı, tazminat miktarlarını ve bazı yargılama giderlerini etkileyebileceği için, dayanağı olmayan iddialarla süreci yürütmek haklı durumdayken ciddi kayıplar yaşanmasına neden olabilir.

Boşanmada kusur sayılabilecek haller ve kusurun tazminat nafaka velayet üzerindeki etkilerini özetleyen 2026 kısa rehber infografiği

Boşanmada Kusur Sayılan Haller Nelerdir?

Yasal mevzuat, boşanma davasında kusur olarak adlandırılacak eylemleri belirli bir sayı ile sınırlandırmamıştır. Kanunda açıkça düzenlenen özel boşanma nedenlerinin yanı sıra, evlilik birliğini temelinden sarsabilecek nitelikteki birçok davranış mahkemelerce kusur olarak kabul edilebilir.

Yargı kararlarında kusur olarak değerlendirilebilen bazı davranışlara örnek olarak şunlar gösterilebilir:

  1. Aileyi Finansal Güvensizliğe Sürüklemek: Diğer eşin bilgisi ve rızası dışında fahiş oranlarda borçlanmak, aile bütçesini şans oyunları veya kontrolsüz harcamalarla tüketmek, aile yaşamını haciz ve icra tehdidiyle karşı karşıya bırakmak güven ilişkisini zedeleyen kusurlu davranışlar arasında değerlendirilebilir.
  2. Küçük Düşürücü Suç İşlemek veya Haysiyetsiz Hayat Sürmek: Eşlerden birinin evlilik devam ederken küçük düşürücü nitelikte bir suç işlemesi veya haysiyetsiz hayat sürmesi, diğer eş bakımından ortak hayatı çekilmez hale getiriyorsa boşanma sebebi olarak ileri sürülebilir. Her hapis cezası tek başına doğrudan boşanma sebebi sayılmaz; olayın niteliği, evlilik birliğine etkisi ve diğer eş açısından birlikte yaşamın sürdürülebilirliği ayrıca değerlendirilir.
  3. Sürekli Öfkeli ve Saldırgan Tutumlar: Ev içindeki huzuru bozacak şekilde sürekli bağırmak, ses yükseltmek, aile bireylerini korku ve baskı altında tutacak öfke patlamaları yaşamak psikolojik şiddet kapsamında kusurlu davranış olarak kabul edilebilir.
  4. Ebeveynlik Sorumluluklarını İhmal Etmek: Evlilik birliği yalnızca eşlerin birbirine karşı ödevlerinden ibaret değildir. Müşterek çocuğun bakımından kasten kaçınmak, ona kötü davranmak ya da gelişimsel ihtiyaçlarını görmezden gelmek, diğer eşe karşı da evlilik yükümlülüklerinin ihlali sayılabilir.
  5. Sadakat Yükümlülüğünü İhlal Etmek: Zina, güven sarsıcı davranışlar, karşı cinsten kişilerle evlilik birliğine uygun düşmeyecek yakınlıklar kurmak veya evlilik dışı duygusal ilişkiler yürütmek kusur değerlendirmesinde dikkate alınabilir.
  6. Hakaret, Aşağılama ve Tehdit: Eşe yönelik sürekli hakaret etmek, küçük düşürücü sözler söylemek, tehditte bulunmak, toplum içinde aşağılamak veya eşin kişilik haklarını zedeleyen davranışlarda bulunmak boşanma davalarında kusur olarak ileri sürülebilir.
  7. Aile Birliğine Müdahale ve Eşin Ailesine Yönelik Davranışlar: Eşin ailesine ağır hakaret etmek, makul sınırları aşan aile müdahalelerine izin vermek veya haklı neden olmaksızın eşin ailesiyle ilişkisini tamamen kesmeye zorlamak da somut olayın koşullarına göre kusur sayılabilir.

Boşanmada Kadına Yüklenebilen Kusurlu Davranışlar

Yasal düzenlemeler kusur incelemesi yaparken tarafların cinsiyetine göre bir ayrım gözetmez. Buna karşın yüksek mahkeme kararları ve dava pratikleri incelendiğinde, bazı dosyalarda kadına atfedilen kusurlu eylemler; sadakat yükümlülüğünün ihlali, haklı bir neden olmaksızın evi terk etme, duygusal baskı kurma ve evlilik birliğinin getirdiği ortak yaşam ödevlerini aksatma şeklinde gündeme gelebilmektedir. Somut olaylardaki mahkeme değerlendirmelerine göre; haklı bir sebebi bulunmaksızın ev içi ortak işbölümünden ve sorumluluklardan sürekli biçimde kaçınmak, eşin ailesine yönelik saygısız veya kırıcı davranışlar sergilemek, eşin sosyal hayatı, giyimi veya gündelik alışkanlıkları üzerinde aşırı kısıtlamalar kurarak psikolojik baskı yaratmak kusurlu eylemler arasında değerlendirilebilir.

Elbette bu durumlarda evliliğin genel akışı, tarafların karşılıklı davranışları ve haklı mazeretleri olup olmadığı titizlikle incelenir.

Boşanmada Erkeğe Yüklenebilen Kusurlu Davranışlar

Dava dosyalarında erkeğe yüklenen kusurlu davranışlar genellikle fiziksel, duygusal veya ekonomik nitelikteki şiddet eylemleri etrafında şekillenir. Kanunda genel hatlarıyla çizilen evlilik ihlallerinin önemli bir kısmı bu çerçevede değerlendirilir. Ailenin ekonomik geleceğini tehlikeye atacak şekilde sorumsuz borçlanmalar yapmak, çalışabilecek durumda olmasına rağmen kasıtlı olarak istihdamdan kaçınmak, diğer eşi maddi yoksunluk içinde bırakarak ekonomik şiddet uygulamak kusurlu davranışlar arasında yer alabilir.

Bunun yanı sıra, aile yaşamına dair kritik kararlarda eşin görüşünü tamamen yok sayarak tek taraflı hareket etmek, eşin mesleki gelişimine ve çalışmasına haksız şekilde engel olmak, bağımlılık derecesindeki alışkanlıklarla aile bütçesini zarara uğratmak da erkeğin kusur hanesine yazılabilen eylemler arasındadır.

Çekişmeli Boşanmada Kusur

Kusur dengesinin ve iddiaların en yoğun şekilde tartışıldığı alan çekişmeli boşanma yargılamalarıdır. Türk Medeni Kanunu’nun 166/1. maddesi uyarınca evlilik birliği, ortak hayatın devamını taraflardan beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmışsa, taraflardan her biri boşanma davası açabilir. Dolayısıyla dava açma hakkı yalnızca kusursuz veya daha az kusurlu olan eşe tanınmamıştır. Kusuru daha ağır olan eşin de boşanma davası açması mümkündür. Ancak davacının kusuru daha ağırsa, davalı eşin davaya itiraz hakkı vardır. Davalının itirazı hakkın kötüye kullanılması niteliğinde değilse ve evliliğin devamında davalı veya çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar bulunuyorsa dava reddedilebilir. Buna karşılık itiraz yalnızca davayı sürüncemede bırakmak amacıyla yapılıyorsa ve evlilik birliği fiilen sona ermişse mahkeme boşanmaya karar verebilir. Çekişmeli yargılamalarda kusur tespiti davanın seyrini tamamen değiştireceğinden, usuli işlemlerin hatasız yapılması gerekir.

Anlaşmalı Boşanmada Kusur

Anlaşmalı boşanma prosedüründe mahkemenin kusur araştırması yapmasına gerek yoktur. Taraflar evlilik birliğinin sona erdirilmesi, nafakalar, çocukların velayeti, tazminat hakları ve mal varlığı tasfiyesi gibi tüm mali ve hukuki sonuçlar üzerinde tam bir mutabakat sağladıklarında boşanma kararı verilebilir. Hazırlanan ortak protokol yasal çerçeveye uygun bulunduğu takdirde hakim, tarafların geçmişteki eylemlerini ve kimin kusurlu olduğunu incelemeksizin boşanma kararını onaylar. Ancak anlaşmalı boşanmada kusur araştırması yapılmaması, tarafların protokolde nafaka, tazminat, mal paylaşımı ve velayet gibi konuları gelişigüzel düzenleyebileceği anlamına gelmez. Protokolde yer alan feragat, ibra ve ödeme hükümleri karar kesinleştikten sonra bağlayıcı sonuçlar doğurur.

Boşanmada Kusur Nasıl Belirlenir?

Yargılama sürecinde kimin kusurlu olduğu, tarafların mahkemeye sundukları ve hukuka uygun şekilde elde edilmiş yasal delillerle tayin edilir. Aile hukuku yargılamalarında her zaman yazılı senet gibi kesin delil zorunluluğu aranmaz. Olayın niteliğine göre tanık anlatımları, mesajlaşma kayıtları, uzmanlarca hazırlanan sosyal inceleme raporları ve dijital materyaller hukuki sınırlar içinde kalmak kaydıyla ispat amacıyla kullanılabilir. Bu süreçteki en kritik hukuki unsur dilekçeler aşamasıdır. Karşı tarafa atfedilen tüm kusurlu eylemlerin ve bunlara dayanak oluşturan vakıaların; dava, cevap, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçelerinde eksiksiz ve usulüne uygun sürelerde belirtilmesi gerekir.

Usul hukukumuzda yer alan iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı gereğince, yasal süresi içinde dilekçelere yazılmayan bir kusur iddiası veya zamanında sunulmayan bir delil, sonradan mahkeme önüne getirilse dahi karara esas alınamayabilir.

Gece Hukuk Bürosu İletişim Bilgileri

Eşit Kusur Halinde Ne Olur?

Eşit kusur, tarafların evlilik birliği içinde gerçekleştirdikleri kusurlu eylemlerin mahkemece birbirine denk ağırlıkta kabul edilmesi durumudur. Eşlerin kusur boyutlarının eşit çıkması halinde, taraflardan birinin boşanmaya itiraz etmesi davayı her durumda engellemez ve şartları oluşmuşsa boşanma kararı verilebilir. Eşit kusurun en net sonucu mali tazminat taleplerinde görülür. Her iki tarafın da eşit derecede kusurlu bulunması halinde, tarafların maddi ve manevi tazminat talepleri mahkemece reddedilir.

Buna karşılık eşit kusurlu eş, şartları varsa yoksulluk nafakası talep edebilir. Çünkü yoksulluk nafakası bakımından aranan temel şart, nafaka talep eden eşin diğer eşten daha ağır kusurlu olmamasıdır.

Tam Kusur Halinde Ne Olur?

Evlilik birliğinin sona ermesine tek başına ve tamamen kendi hukuka aykırı eylemleriyle sebebiyet veren eş, tam kusurlu olarak nitelendirilebilir. Tam kusurlu eşin açtığı boşanma davası, karşı tarafın haklı itirazı halinde reddedilebilir. Dava diğer eş tarafından açılmış ve taraflardan birinin tam kusurlu olduğu sabit görülmüşse, tam kusurlu taraf boşanma nedeniyle yoksulluk nafakası ve maddi-manevi tazminat talep etme bakımından ciddi hukuki engelle karşılaşır.

Ancak çocuk için iştirak nafakası, eşlerin kusurundan bağımsız olarak çocuğun üstün yararı çerçevesinde değerlendirilir. Bu nedenle bir eşin ağır kusurlu olması, müşterek çocuğun nafaka hakkını ortadan kaldırmaz.

Nafakada Kusurun Önemi

  • Tedbir Nafakası: Yargılama süresince tarafların ve çocukların geçimini sağlamak amacıyla hükmedilen geçici nitelikteki nafakadır. Bu aşamada nihai kusur incelemesi yapılmaz; tarafların ekonomik ihtiyaçları esas alınır.
  • İştirak Nafakası: Boşanma kararının kesinleşmesinden sonra müşterek çocukların bakımı, barınması ve eğitimi için ödenen mali destektir. Çocuğun menfaatleri öncelikli olduğundan, anne ve babanın evlilikteki kusur oranları bu nafaka türünü etkilemez.
  • Yoksulluk Nafakası: Boşanma nedeniyle ekonomik olarak zor duruma düşecek olan tarafın talep ettiği nafakadır. Buradaki temel yasal şart, nafaka talep eden eşin karşı taraftan daha ağır kusurlu olmamasıdır. Dolayısıyla evlilikte kusursuz olan, az kusurlu bulunan ya da diğer eşle eşit derecede kusurlu olan taraf, diğer yasal koşullar da mevcutsa yoksulluk nafakası hakkından yararlanabilir.

Tazminat Belirlenmesinde Kusurun Etkisi Nedir?

Boşanma davalarında maddi ve manevi tazminat talepleri bakımından kusur belirleyici unsurlardan biridir. Ancak tazminata hükmedilebilmesi için yalnızca karşı tarafın kusurlu olması yeterli değildir. Maddi tazminatta, mevcut veya beklenen menfaatlerin boşanma yüzünden zedelenmesi gerekir. Manevi tazminatta ise boşanmaya sebep olan olaylar nedeniyle kişilik haklarının saldırıya uğraması aranır. Tazminata hükmedilebilmesi için önemli şartlardan biri, tazminat isteyen tarafın kusursuz olması veya en azından karşı tarafa kıyasla daha az kusurlu bulunmasıdır. Eşlerin eşit kusurlu kabul edildiği veya tazminat isteyen tarafın daha ağır kusurlu olduğu durumlarda tazminat talepleri reddedilir.

Ödenecek tazminatın miktarı belirlenirken tarafların mali güçleri, sosyal durumları, olayların ağırlığı ve ihlalin yarattığı manevi zarar mahkemece birlikte değerlendirilir.

Mal Paylaşımında Kusurun Önemi

Evlilik birliğinde taraflar aksini kararlaştırmadığı sürece geçerli olan yasal sistem edinilmiş mallara katılma rejimidir. Boşanma halinde, evlilik içinde edinilen varlıklar yasal tasfiye kurallarına göre taraflar arasında paylaştırılır. Mal varlığının tasfiyesinde kural olarak tarafların evlilik içindeki geçimsizlik yaratan kusurları, yani ihmal, ilgisizlik, tartışma, hakaret veya benzeri davranışları dikkate alınmaz. Mal rejiminden kaynaklanan alacak hakları genel olarak kusur oranına göre eksilmez. Ancak bu kuralın istisnası, TMK m.236/2 kapsamında zina veya hayata kast nedeniyle boşanma halleridir. Bu durumlarda hakim, edinilmiş mallara katılma rejimi bakımından kusurlu eşin artık değerdeki pay oranını hakkaniyete göre azaltabilir veya tamamen kaldırabilir. Bu istisna, her türlü malvarlığı paylaşımının otomatik olarak kusura göre değişeceği anlamına gelmez.

Çocuğun Velayetinde Kusurun Önemi

Müşterek çocukların velayetinin kime verileceği hususunda mahkemenin tek ve en üstün ölçütü çocuğun üstün yararıdır. Eşlerin birbirlerine karşı gerçekleştirdikleri kusurlu eylemler doğrudan velayet sonucunu doğurmaz. Evlilik ilişkisinde ağır kusurlu bulunan bir anne veya baba, çocuğun bakımı, eğitimi ve güvenliği açısından daha sağlıklı bir ortam sunabilecek durumdaysa velayet hakkı kendisine verilebilir. Kusur, ancak doğrudan çocuğun fiziksel veya ruhsal gelişimini tehlikeye düşürecek nitelikteyse velayet değerlendirmesinde belirleyici olur. Örneğin çocuğa yönelik şiddet, ağır ihmal, bağımlılık, çocuğun eğitim ve sağlık ihtiyaçlarının sürekli görmezden gelinmesi gibi davranışlar velayet değerlendirmesinde doğrudan etkili olabilir.

Boşanma Davalarında Nelere Dikkat Edilmeli?

Evlilik birliğinin sonlandırılması sürecinde kusur dengesi, nafakadan tazminat haklarına kadar davanın birçok yasal ve mali sonucunu etkileyen kritik unsurlardan biridir. Gündelik hayattaki hangi davranışların yasal olarak kusur teşkil edeceği her davanın kendi özel yapısına göre değişir. Davanın sağlıklı şekilde yürütülmesi büyük oranda usul kurallarına riayet edilmesine, dilekçelerin hukuki bir dille kurgulanmasına ve delillerin yasal süresi içinde mahkemeye sunulmasına bağlıdır. Yapılacak usuli hatalar, zamanında ileri sürülmeyen iddialar veya hukuka aykırı şekilde toplanan deliller, haklı durumdaki kişilerin dahi hak kaybı yaşamasına yol açabilir. Bu nedenle kusur iddiaları soyut ifadelerle değil, somut vakıalar ve hukuka uygun delillerle desteklenmelidir.

Sıkça Sorulan Sorular


Ekonomik imkânsızlıklar ve geçim sıkıntısı boşanma davasında tek başına kusur sayılır mı?

İstenmeyen mali zorluklar veya işsizlik tek başına bir kusur ya da boşanma nedeni oluşturmaz. Kusur olarak kabul edilen durum, eşlerden birinin çalışabilecek durumda olmasına rağmen keyfi şekilde istihdamdan kaçınması, evin ihtiyaçlarını bilerek ihmal etmesi veya aileyi sorumsuz harcamalarla borç yükü altına sokmasıdır.


Herhangi bir işte çalışmayan eş boşanma davasında doğrudan kusurlu mu kabul edilir?

Hayır, bir işte çalışmıyor olmak tek başına kusur gerekçesi değildir. Evlilik yaşamında taraflar arasında açık veya örtülü bir işbölümü yapılabilir. Örneğin bir taraf maddi geliri sağlarken diğer taraf ev düzenini ve çocukların bakımını yürütebilir. Kusur teşkil eden durum; eşin hem ekonomik üretime katkı sağlamayı reddetmesi hem de ev içi ortak sorumlulukları üstlenmekten kasıtlı ve sürekli olarak kaçınmasıdır.


Eşin anne ve babasıyla görüşmeyi kabul etmemek veya onlara kırıcı davranmak kusur mudur?

Eşin aile bireylerine yönelik hakaret, kötü muamele veya onları ortak yaşam alanından uzaklaştırmaya yönelik davranışlar kusur sayılabilir. Aynı şekilde, haklı ve ispatlanabilir bir gerekçe bulunmaksızın eşin ailesiyle bağları tamamen koparmaya zorlamak da yargı kararlarında kusur olarak değerlendirilebilmektedir.


Mahkemece eşit kusurlu bulunan eşin yoksulluk nafakası alma hakkı var mıdır?

Evet, şartları varsa vardır. Kusurlarının eşit olduğu tespit edilen eşler birbirlerinden maddi veya manevi tazminat talep edemezler. Ancak boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek olan eş, diğer eşe göre daha ağır kusurlu bulunmadığı için yoksulluk nafakası talep edebilir.


Eşin cep telefonuna şifre koyması veya cihazını gizlemesi kesin aldatma delili midir?

Telefonun sürekli gizlenmesi, şifrelerin ısrarla saklanması veya iletişim kayıtlarının olağan dışı biçimde silinmesi tek başına zina delili sayılmaz. Ancak olayın diğer delilleriyle birlikte değerlendirildiğinde evlilikte güveni zedeleyen davranış olarak kusur incelemesine konu edilebilir.

Düşüncelerinizi Paylaşın