İşe iade davası, işveren tarafından geçerli bir neden gösterilmeden veya fesih usulüne aykırı şekilde işten çıkarılan işçinin, feshin geçersizliğinin tespiti ve işe dönüş talebiyle açtığı özel nitelikli bir iş davasıdır. İşverenin iş sözleşmesini sona erdirme hakkı sınırsız değildir; özellikle iş güvencesi kapsamında çalışan işçiler bakımından fesih, 4857 sayılı İş Kanunu’nda öngörülen şartlara uygun yapılmalıdır.
İşverenin fesih sebebini açık ve yazılı şekilde bildirmemesi, gösterilen sebebin gerçeği yansıtmaması, savunma alınması gereken hâllerde işçinin savunmasının alınmaması veya feshin geçerli bir nedene dayanmaması hâlinde işçi işe iade sürecini başlatabilir. Ancak işe iade davası kısa sürelere bağlıdır; fesih bildiriminin tebliğinden itibaren 1 ay içinde arabulucuya başvurulması gerekir.
Bu rehberde; işe iade davası şartları, zorunlu arabuluculuk süreci, dava açma süreleri, işe başlatmama tazminatı, boşta geçen süre ücreti ve işe iade kararı sonrası yapılması gerekenler pratik şekilde açıklanmaktadır.
İşe İade Davası Nedir?
İşe iade davası; belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalışan ve iş güvencesi hükümlerinden yararlanan işçinin, işveren tarafından yapılan feshin geçersiz olduğunu ileri sürerek açtığı davadır. Bu davada işçi, feshin geçersizliğinin tespitini ve işe iadesini talep eder.
İşe iade davasının temel amacı, işverenin keyfi fesih yapmasını önlemek ve işçiye iş güvencesi sağlamaktır. Mahkeme feshin geçersiz olduğuna karar verirse işçinin işe iadesine hükmeder. İşveren, kesinleşen karara rağmen işçiyi işe başlatmazsa işçiye işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süreye ilişkin ücret ödemekle yükümlü olur.
İşe iade davası yalnızca işçi tarafından açılabilir. İşverenin işe iade davası açması mümkün değildir. Bununla birlikte her işçi bu davayı açamaz; işçinin kanunda öngörülen iş güvencesi şartlarını taşıması gerekir.
İşe İade Davası Açma Şartları Nelerdir?
İşe iade davası açılabilmesi için bazı şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir. İşçinin yalnızca işten çıkarılmış olması tek başına yeterli değildir. İş güvencesi kapsamında olup olmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.
1. İşçi 4857 Sayılı İş Kanunu veya Basın İş Kanunu Kapsamında Olmalıdır
İşe iade davası, kural olarak 4857 sayılı İş Kanunu’na tabi işçiler tarafından açılabilir. Ayrıca 5953 sayılı Basın İş Kanunu kapsamında çalışan gazeteciler de belirli şartlarla işe iade davası açabilir.
Buna karşılık çıraklar, stajyerler, memurlar ve İş Kanunu kapsamı dışında kalan bazı çalışma ilişkileri bakımından işe iade hükümleri uygulanmaz.
2. İşyerinde En Az 30 İşçi Çalışmalıdır
İşe iade davası açılabilmesi için işverenin aynı iş kolunda çalışan toplam işçi sayısının en az 30 olması gerekir. Burada yalnızca işçinin çalıştığı şubedeki sayı değil, aynı işverene ait aynı iş kolundaki tüm işyerlerinde çalışan işçilerin toplamı dikkate alınır.
Örneğin aynı işverene ait farklı illerde faaliyet gösteren restoran şubeleri varsa, işçinin çalıştığı şubede az sayıda personel bulunması tek başına belirleyici değildir. Aynı iş kolundaki tüm şubelerde çalışan toplam işçi sayısı 30 veya üzerindeyse bu şart sağlanabilir. Çıraklar ve stajyerler bu hesaba dahil edilmez. Belirli süreli veya belirsiz süreli çalışan işçiler ise kural olarak işçi sayısına dahil edilir.
3. İşçinin En Az 6 Aylık Kıdemi Bulunmalıdır
İşçinin işe iade davası açabilmesi için aynı işverene bağlı işyerlerinde en az 6 aylık kıdeminin bulunması gerekir. Bu süre hesaplanırken işçinin aynı işverene ait farklı işyerlerinde geçen çalışma süreleri birlikte değerlendirilir.
Örneğin işçi aynı işverenin İzmir’deki işyerinde 2 ay, Bursa’daki işyerinde 5 ay çalışmışsa, bu süreler birlikte değerlendirilir ve 6 aylık kıdem şartı sağlanmış olur.
Yer altı işlerinde çalışan işçiler bakımından ise 6 aylık kıdem şartı aranmaz. Bu nedenle maden gibi yer altı işlerinde çalışan işçiler, diğer şartları taşımaları hâlinde 6 aydan az kıdemle de işe iade davası açabilir.
4. İş Sözleşmesi Belirsiz Süreli Olmalıdır
İşe iade davası yalnızca belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalışan işçiler tarafından açılabilir. Belirli süreli iş sözleşmesiyle çalışan işçilerin kural olarak işe iade davası açma hakkı bulunmaz.
Ancak belirli süreli sözleşmenin gerçekten objektif bir nedene dayanıp dayanmadığı ayrıca incelenmelidir. İşin niteliği belirli süreli sözleşme yapılmasını gerektirmediği hâlde sözleşme yalnızca şeklen belirli süreli düzenlenmişse, sözleşmenin belirsiz süreli kabul edilmesi gündeme gelebilir.
5. Fesih İşveren Tarafından Yapılmış Olmalıdır
İşe iade davası, işveren tarafından yapılan fesihlere karşı açılır. İşçi kendi isteğiyle istifa etmişse veya iş sözleşmesini kendisi feshetmişse, kural olarak işe iade davası açamaz.
Ancak uygulamada bazı istifalar gerçek iradeyi yansıtmayabilir. İşçinin baskı altında istifa dilekçesi imzalaması, mobbing nedeniyle ayrılmaya zorlanması veya istifa dilekçesinin işveren tarafından dayatılması hâlinde olayın özelliğine göre feshin işveren tarafından yapıldığı ileri sürülebilir.
6. İşçi İşveren Vekili Konumunda Olmamalıdır
İşletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekilleri ile işyerinin bütününü yöneten ve işçi alma-çıkarma yetkisi bulunan üst düzey yöneticiler iş güvencesi hükümlerinden yararlanamaz.
Bu nedenle genel müdür, genel müdür yardımcısı veya işyerinin tamamını yönetip işçi işe alma ve işten çıkarma yetkisine sahip kişiler bakımından işe iade davası açma hakkı bulunmayabilir. Ancak unvan tek başına yeterli değildir; kişinin fiili yetkileri ve organizasyondaki gerçek konumu değerlendirilmelidir.
İşe İade Davası Hangi Durumlarda Açılır?
İşe iade davası, işveren tarafından yapılan feshin geçerli bir nedene dayanmaması veya fesih usulünün kanuna aykırı şekilde yürütülmesi hâlinde açılır. İşveren, iş güvencesi kapsamında bulunan bir işçinin iş sözleşmesini sona erdirirken fesih sebebini açık ve kesin şekilde yazılı olarak bildirmeli, feshi geçerli bir nedene dayandırmalı ve kanunda öngörülen usule uygun davranmalıdır.
Özellikle fesih bildiriminde sebep gösterilmemesi, gösterilen sebebin gerçeği yansıtmaması, performans düşüklüğü iddiasının objektif ölçütlerle ispatlanamaması, işçinin davranışı veya verimi gerekçe gösterildiği hâlde savunmasının alınmaması işe iade davasına konu edilebilir.
Ayrıca işçinin sendika üyeliği, sendikal faaliyeti, hamileliği, doğum izni kullanması, yasal haklarını talep etmesi, fazla mesai ücretini istemesi, iş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili şikâyette bulunması veya ayrımcı nedenlerle işten çıkarılması geçerli fesih nedeni oluşturmaz. Bu gibi hâllerde işçi, iş güvencesi şartlarını taşıyorsa fesih bildiriminin tebliğinden itibaren 1 ay içinde arabulucuya başvurarak işe iade sürecini başlatabilir.
Buna karşılık her hukuka aykırı fesih, kendiliğinden işe iade davası açma hakkı vermez. İşçinin en az 6 aylık kıdeminin bulunması, işyerinde en az 30 işçi çalışması, iş sözleşmesinin belirsiz süreli olması ve işçinin işveren vekili konumunda olmaması gerekir. Bu şartlardan biri eksikse işe iade davası açılamaz; ancak işçi şartları varsa kıdem tazminatı, ihbar tazminatı veya diğer işçilik alacaklarını ayrıca talep edebilir.

Geçerli Fesih Nedenleri Nelerdir?
İşveren, iş güvencesi kapsamında bulunan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini feshederken geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır. Geçerli nedenler genel olarak üç başlıkta incelenir:
- İşçinin yeterliliğinden kaynaklanan nedenler,
- İşçinin davranışlarından kaynaklanan nedenler,
- İşletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan nedenler.
Performans düşüklüğü, verimsizlik, işe uyumsuzluk, işyerinde olumsuz davranışlar veya ekonomik nedenler bazı durumlarda geçerli fesih nedeni olarak ileri sürülebilir. Ancak işverenin yalnızca bu nedenleri yazılı olarak belirtmesi yeterli değildir. Fesih nedeninin gerçek, somut, ölçülü ve ispatlanabilir olması gerekir.
Özellikle performans düşüklüğüne dayalı fesihlerde işverenin objektif performans kriterleri oluşturması, bu kriterleri işçiye bildirmesi, performans düşüklüğünü somut verilerle ortaya koyması ve işçiye kendisini geliştirme imkânı tanıması gerekir.
Performans veya Davranış Nedeniyle Fesihte Savunma Alınması
4857 sayılı İş Kanunu’nun 19. maddesi uyarınca, işveren işçinin davranışı veya verimiyle ilgili nedenlerle fesih yapacaksa, fesih öncesinde işçinin savunmasını almalıdır. İşveren, işçinin davranışı veya verimiyle ilgili nedenlerle fesih yapacaksa, fesih öncesinde işçinin savunmasını almalıdır. Savunma alınmadan yapılan fesih, işe iade davasında feshin geçersiz sayılmasına neden olabilir.
Savunma süreci şekli bir işlem olarak görülmemelidir. İşçiye hangi olay veya iddia nedeniyle savunma istendiği açıkça bildirilmeli, makul süre verilmeli ve savunma alınmadan fesih kararı uygulanmamalıdır.
İşletmesel nedenlerle yapılan fesihlerde ise işçinin savunmasının alınması her durumda zorunlu değildir. Ancak işveren bu kez işletmesel kararın gerçekliğini, feshin zorunlu olduğunu ve feshin son çare olması ilkesine uyduğunu ispatlamalıdır.
Feshin Son Çare Olması İlkesi
İşe iade davalarında önemli ilkelerden biri “feshin son çare olması” ilkesidir. Buna göre işveren, iş sözleşmesini feshetmeden önce daha hafif önlemlerle sorunu çözme imkânı olup olmadığını değerlendirmelidir.
Örneğin işçinin başka bir pozisyonda çalıştırılması, eğitim verilmesi, görev değişikliği yapılması, çalışma düzeninin yeniden planlanması veya kısa süreli önlemlerle istihdamın korunması mümkünse doğrudan feshe başvurulması geçersiz kabul edilebilir.
Bu ilke özellikle işletmesel nedenlerle yapılan fesihlerde önem taşır. İşveren ekonomik gerekçeler ileri sürüyorsa, bu gerekçelerin gerçek olduğunu ve işçinin işten çıkarılmasının zorunlu hâle geldiğini somut verilerle ortaya koymalıdır.
İkale Sözleşmesi İşe İade Davasına Engel Midir?
İkale sözleşmesi, işçi ile işverenin karşılıklı anlaşarak iş sözleşmesini sona erdirmesidir. Geçerli bir ikale varsa ortada işveren tarafından yapılmış tek taraflı bir fesih bulunmadığından, işçi kural olarak işe iade davası açamaz.
Ancak ikale sözleşmesinin geçerli sayılabilmesi için işçinin gerçek ve özgür iradesine dayanması gerekir. İşçi baskı altında, yanıltılarak veya iradesi sakatlanarak ikale imzalamışsa ikalenin geçerliliği tartışmalı hâle gelir.
Ayrıca ikalede işçi lehine makul yarar bulunmalıdır. İşçiye yalnızca zaten hak ettiği kıdem ve ihbar tazminatlarının ödenmesi her zaman yeterli kabul edilmeyebilir. İşçinin işe iade davası açması hâlinde elde edebileceği olası haklar da dikkate alınarak ek bir menfaat sağlanıp sağlanmadığı değerlendirilir.
Bu nedenle ikale sözleşmesi imzalayan işçi, somut olayın özelliklerine göre ikalenin geçersizliğini ileri sürerek işe iade talebinde bulunabilir.
İşe İade Davasında Arabuluculuk Zorunlu Mudur?
Evet. İşe iade davası açılmadan önce arabulucuya başvurulması zorunludur. Arabuluculuk, işe iade davalarında dava şartıdır. Arabuluculuğa başvurulmadan doğrudan dava açılırsa mahkeme davayı usulden reddeder.
İşçi, fesih bildiriminin tebliğinden itibaren 1 ay içinde işe iade talebiyle arabulucuya başvurmalıdır. Arabuluculuk süreci sonunda anlaşma sağlanamazsa, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren 2 hafta içinde iş mahkemesinde dava açılmalıdır.
Bu süreler hak düşürücü niteliktedir. Sürelerin kaçırılması hâlinde işe iade talep hakkı kaybedilebilir.
İşe İade Davası Açma Süresi
İşe iade sürecinde süreler son derece önemlidir. İşçinin hak kaybı yaşamaması için aşağıdaki sürelere dikkat etmesi gerekir:
| Süreç | Sürenin Başlangıcı | Süre |
|---|---|---|
| Arabulucuya başvuru | Fesih bildiriminin tebliği veya fiili fesih tarihi | 1 ay |
| İş mahkemesinde dava | Arabuluculuk son tutanağının düzenlenmesi | 2 hafta |
| Doğrudan dava açılıp usulden ret verilmesi | Ret kararının kesinleşmesi veya tebliği | 2 hafta içinde arabulucuya başvuru |
| İşçinin işe başlama başvurusu | Kesinleşen işe iade kararının tebliği | 10 iş günü |
| İşverenin işe başlatma süresi | İşçinin usulüne uygun başvurusu | 1 ay |
Fesih bildirimi yazılı olarak yapılmamışsa veya işveren işçiyi fiilen işyerine almamışsa, bir aylık süre fiili fesih tarihinden itibaren işlemeye başlayabilir. Örneğin işçinin işyeri giriş kartının iptal edilmesi, vardiya listesinden çıkarılması veya işyerine alınmaması fiili fesih olarak değerlendirilebilir.
İşe İade Davası Nasıl Açılır?
İşe iade davası açmadan önce zorunlu arabuluculuk süreci tamamlanmalıdır. Arabuluculukta anlaşma sağlanamazsa, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren 2 hafta içinde iş mahkemesinde dava açılır.
Dava dilekçesinde şu hususlara yer verilmelidir:
- İşçi ve işverenin kimlik ve adres bilgileri,
- İşe giriş tarihi, görev, ücret ve çalışma koşulları,
- Fesih bildiriminin tarihi ve içeriği,
- Feshin neden geçersiz olduğuna ilişkin açıklamalar,
- İş güvencesi şartlarının mevcut olduğu,
- Arabuluculuk son tutanağı,
- Feshin geçersizliğine ve işe iadeye karar verilmesi talebi,
- Boşta geçen süre ücreti ve işe başlatmama tazminatına ilişkin talepler,
- Deliller.
Arabuluculuk son tutanağının dava dilekçesine eklenmesi gerekir. Tutanak eklenmezse mahkeme, bir haftalık kesin süre vererek belgenin sunulmasını ister. Bu süre içinde tutanak sunulmazsa dava usulden reddedilir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme
İşe iade davasında görevli mahkeme İş Mahkemesidir. İş Mahkemesi bulunmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemesi, İş Mahkemesi sıfatıyla davaya bakar.
Yetkili mahkeme ise davalı işverenin yerleşim yeri mahkemesi veya işin yapıldığı yer mahkemesidir. Birden fazla davalı bulunması hâlinde davalılardan birinin yerleşim yeri mahkemesi de yetkili olabilir.
İşe İade Davasında İspat Yükü Kimdedir?
İşe iade davası açıldığında, feshin geçerli bir nedene dayandığını ispat yükü işverene aittir. İşveren; fesih nedenini, fesih bildiriminin yazılı yapıldığını, fesih gerekçesinin açık ve kesin şekilde belirtildiğini, gerekiyorsa işçinin savunmasının alındığını ve feshin son çare olduğunu somut delillerle ispatlamalıdır.
İşçi ise feshin başka bir nedene dayandığını iddia ediyorsa bu iddiasını ispatlamalıdır. Örneğin işçi sendikal nedenle, ayrımcılık nedeniyle veya hamilelik nedeniyle işten çıkarıldığını ileri sürüyorsa, bu iddiasını destekleyen olguları ortaya koymalıdır.
İşe İade Davasında Talep Edilebilecek Sonuçlar
İşe iade davası açıldığında temel talep, feshin geçersizliğine ve işçinin işe iadesine karar verilmesidir. Mahkeme, feshin geçersiz olduğuna karar verirse ayrıca boşta geçen süre ücreti ve işe başlatmama tazminatı konusunda da hüküm kurar.
Ancak kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai, yıllık izin ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti gibi işçilik alacakları işe iade davasının doğrudan konusu değildir. Bu alacaklar, somut duruma göre ayrı bir alacak davası veya arabuluculuk süreciyle talep edilebilir.
İşe İade Davasında Tazminat Miktarı Nasıl Belirlenir?
İşe iade davası kapsamında mahkeme, feshin geçersizliğine karar verdiğinde işçinin işe iadesine hükmeder ve işverenin işçiyi işe başlatmaması hâlinde ödenecek işe başlatmama tazminatını belirler. İşe başlatmama tazminatı, işçinin en az 4 aylık ve en çok 8 aylık ücreti tutarındadır.
Mahkeme bu tazminatı belirlerken işçinin kıdemini, fesih sebebini, işverenin fesihteki tutumunu, işçinin işyerindeki konumunu ve somut olayın özelliklerini dikkate alır. Uygulamada kıdem süresi arttıkça veya fesih sebebi daha ağır hukuka aykırılık içerdiğinde işe başlatmama tazminatı üst sınıra daha yakın belirlenebilir.
Boşta geçen süre ücreti ise işe başlatmama tazminatından farklıdır. Mahkeme, kararın kesinleşmesine kadar işçinin çalıştırılmadığı süre için en çok 4 aya kadar ücret ve diğer hakların ödenmesine karar verir. Bu nedenle işe iade davası sürecinde iki ayrı parasal sonuç vardır: işveren işçiyi işe başlatsa da boşta geçen süre ücreti ödenir; işveren işçiyi işe başlatmazsa buna ek olarak işe başlatmama tazminatı da doğar.
Boşta Geçen Süre Ücreti
Mahkeme feshin geçersizliğine karar verirse işçi, kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için en çok 4 aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer haklarını talep edebilir.
Boşta geçen süre ücreti, işçinin ücretinin yanı sıra düzenli nitelikten kaynaklanan para veya para ile ölçülebilen haklarını da kapsayabilir. Bu süreye ilişkin SGK primlerinin de işveren tarafından yatırılması gerekir.
İşçinin dava sürecinde başka bir işte çalışması, tek başına boşta geçen süre ücretine hak kazanmasını engellemez. İşçi işe iade davasını kazandığında, kanunda öngörülen en çok 4 aylık boşta geçen süre ücreti ayrıca değerlendirilir.
İşe Başlatmama Tazminatı
İşveren, kesinleşen işe iade kararına rağmen işçiyi süresi içinde işe başlatmazsa işe başlatmama tazminatı ödemekle yükümlü olur.
Bu tazminat, işçinin en az 4 aylık ve en çok 8 aylık ücreti tutarında belirlenir. Mahkeme genellikle işçinin kıdemi, fesih sebebi ve olayın özelliklerini dikkate alarak tazminat miktarını ay üzerinden belirler.
İşverenin işçiyi eski işine veya eski işiyle eşdeğer bir pozisyona başlatması gerekir. İşçiye daha düşük ücretli, daha düşük statülü veya çalışma koşulları ağırlaştırılmış bir iş teklif edilmesi işe başlatma olarak kabul edilmeyebilir.
İşe İade Davası ve Kıdem Tazminatı İlişkisi
İşe iade davası ile kıdem tazminatı aynı dava türü değildir. İşe iade davasında temel amaç, işveren tarafından yapılan feshin geçersizliğinin tespiti ve işçinin işe iadesidir. Kıdem tazminatı ise iş sözleşmesinin sona ermesine bağlı olarak doğan ayrı bir işçilik alacağıdır.
İşçiye fesih sırasında kıdem tazminatı veya ihbar tazminatı ödenmiş olması, işe iade davası açmasına engel değildir. İşçi iş güvencesi şartlarını taşıyorsa ve feshin geçersiz olduğunu düşünüyorsa, tazminat almış olsa bile süresi içinde arabulucuya başvurarak işe iade talep edebilir.
İşe iade davası kabul edilir ve işçi işe başlatılırsa, daha önce ödenen kıdem ve ihbar tazminatlarının hukuki durumu ayrıca değerlendirilir. İşveren işçiyi işe başlatmazsa, iş sözleşmesi işe başlatılmama tarihinde sona ermiş sayılır. Bu durumda kıdem tazminatı hesabında boşta geçen süreye ilişkin en çok 4 aylık dönem de kıdeme eklenebilir.
Bu nedenle işe iade davası kazanan işçinin kıdem ve ihbar tazminatı bakımından hakları, işverenin işçiyi işe başlatıp başlatmamasına göre değişir. İşçi işe başlatılmazsa kıdem tazminatı farkı, ihbar tazminatı farkı ve diğer işçilik alacakları ayrıca gündeme gelebilir.
İşe İade Kararı Sonrası İşçi Ne Yapmalıdır?
İşe iade davasını kazanan işçi, kararın kesinleşmesinden sonra kendiliğinden işe başlamış sayılmaz. İşçinin kesinleşen kararın tebliğinden itibaren 10 iş günü içinde işverene işe başlamak istediğini bildirmesi gerekir.
Bu başvurunun ispat edilebilir şekilde yapılması önemlidir. Uygulamada noter ihtarnamesi, kayıtlı elektronik posta veya ispatı mümkün yazılı yöntemler tercih edilir. Sözlü başvuru veya ispatı zor iletişim yolları hak kaybına neden olabilir.
İşçi 10 iş günü içinde başvurmazsa, işverenin yaptığı fesih geçerli hâle gelir ve işçi işe iade kararına bağlı tazminat haklarından yararlanamaz.
İşçinin başvurusu üzerine işverenin 1 ay içinde işçiyi işe başlatması gerekir. İşveren bu süre içinde işçiyi işe başlatmazsa işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretini ödemekle yükümlü olur.
İşveren İşçiyi Hangi Şartlarda İşe Başlatmalıdır?
İşe iade kararı sonrası işveren, işçiyi eski işiyle aynı veya eşdeğer bir pozisyonda işe başlatmalıdır. İşçinin ücret, unvan, görev, sosyal haklar ve çalışma koşulları bakımından önceki durumuna denk bir işe yerleştirilmesi gerekir.
İşçiye daha düşük ücret teklif edilmesi, farklı ve daha düşük statülü bir göreve atanması veya çalışma koşullarının ağırlaştırılması dürüstlük kuralına aykırı olabilir. Bu durumda işverenin işçiyi gerçekte işe başlatmadığı kabul edilebilir.
İşçinin boşta kaldığı dönemde işyerinde genel ücret artışı yapılmışsa, işçi işe başlatılırken bu artışların da dikkate alınması gerekir.
İşverenin işe başlatma daveti ciddi, samimi ve uygulanabilir olmalıdır. İşçiye yalnızca şeklen davet yapılması, fiilen işbaşı yaptırılmaması, önceki görevine denk olmayan daha düşük statülü bir pozisyon teklif edilmesi, ücretinin düşürülmesi veya çalışma koşullarının ağırlaştırılması gerçek anlamda işe başlatma sayılmaz. Bu durumda işveren, işçiyi işe başlatmamış kabul edilebilir ve işe başlatmama tazminatı ödeme yükümlülüğü doğar.
Alt İşveren İşçileri İşe İade Davası Açabilir Mi?
Alt işveren işçileri de gerekli şartları taşımaları hâlinde işe iade davası açabilir. Bu tür dosyalarda asıl işveren-alt işveren ilişkisi, muvazaa iddiası, taraf sıfatı ve sorumluluk dikkatle değerlendirilmelidir.
Uygulamada işe iade davalarında alt işveren ile asıl işverenin birlikte taraf gösterilmesi önem taşıyabilir. Bunun nedeni, işe başlatma yükümlülüğü ve parasal sonuçlar bakımından tarafların sorumluluğunun doğru belirlenmesidir. Mahkeme, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin niteliğini, muvazaa iddiası bulunup bulunmadığını ve fesih sürecinde tarafların konumunu değerlendirerek işe iade kararının hangi işveren nezdinde sonuç doğuracağını belirler. Geçerli bir asıl işveren-alt işveren ilişkisi varsa, işe iade yükümlülüğü kural olarak alt işveren üzerinde doğar; ancak boşta geçen süre ücreti ve işe başlatmama tazminatı gibi parasal sonuçlar bakımından asıl işverenin de alt işverenle birlikte sorumluluğu gündeme gelebilir.
Ancak arabuluculuk aşamasında asıl işveren ve alt işverenin birlikte katılımına ilişkin eski düzenleme Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiğinden, bu konuda güncel uygulamanın ayrıca değerlendirilmesi gerekir. Alt işveren işçileri bakımından dava stratejisinin somut olaya göre belirlenmesi hak kaybını önlemek açısından önemlidir.
İşe İade Davası Ne Kadar Sürer?
İşe iade davaları kanunen ivedilikle görülmesi gereken davalardandır. Ancak uygulamada davanın ne kadar süreceği mahkemenin iş yoğunluğuna, tebligat süreçlerine, tanık dinlenip dinlenmeyeceğine, bilirkişi incelemesine ve istinaf aşamasına göre değişir.
İlk derece yargılaması bazı dosyalarda birkaç ay içinde sonuçlanabilirken, yoğun mahkemelerde genellikle 6 ila 9 ay sürmektedir. İstinaf incelemesi de dosyanın bulunduğu bölge adliye mahkemesinin iş yüküne göre değişiklik gösterebilir ve yaklaşık 1 yıl sürer.
İşe iade davalarında bölge adliye mahkemesi kararı kural olarak kesindir. Bu nedenle istinaf aşamasından sonra dosya genellikle kesinleşir.
İşe İade Davası Masrafları
İşe iade davası açılırken başvuru harcı, peşin harç, gider avansı, tebligat giderleri ve varsa bilirkişi veya tanık giderleri gündeme gelebilir. Davacı kendisini avukatla temsil ettiriyorsa vekâlet harcı ve avukatlık ücreti de dikkate alınmalıdır.
Mahkeme, dava sonunda yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin hangi tarafça karşılanacağına karar verir. İşçi davayı kazanırsa yargılama giderleri ve karşı vekâlet ücreti genellikle işverene yükletilir. Dava reddedilirse bu giderler işçi üzerinde kalabilir.
Dava açılırken yatırılması gereken harç veya gider avansı eksik yatırılırsa mahkeme eksikliğin tamamlanması için süre verir. Bu süre içinde eksiklik giderilmezse dava usulden reddedilebilir veya açılmamış sayılır. Bu nedenle dava açılış aşamasında usuli işlemler dikkatle takip edilmelidir.
İşe İade Kararının İcrası ve Tehiri İcra
İşe iade davasında verilen kararın kesinleşmesi, işçinin işe başvuru süresi ve işverenin işe başlatma yükümlülüğü bakımından belirleyicidir. İşçi, kesinleşen kararın tebliğinden itibaren 10 iş günü içinde işverene başvurmalı; işveren de bu başvuru üzerine işçiyi 1 ay içinde işe başlatmalıdır.
Kararın parasal sonuçları olan boşta geçen süre ücreti ve işe başlatmama tazminatı ise şartları oluştuğunda icra takibine konu edilebilir. İşveren, yalnızca parasal sonuçlara ilişkin takip bakımından şartları varsa tehiri icra talebinde bulunabilir. Ancak işe iade kararının kendisi, işçinin başvuru süresi ve işverenin işe başlatma yükümlülüğü yönünden kararın kesinleşmesiyle bağlantılıdır. Bu nedenle icra ve tehiri icra konusu, kararın hangi kısmının takibe konulduğuna göre ayrıca değerlendirilmelidir.
İşe İade Davasının Sonuçları
İşe iade davası iki şekilde sonuçlanabilir: dava kabul edilebilir veya reddedilebilir.
Davanın Kabulü
Mahkeme feshin geçersiz olduğuna karar verirse işçinin işe iadesine hükmeder. Ayrıca işçinin boşta geçen süreye ilişkin en çok 4 aylık ücret ve diğer hakları ile işverenin işe başlatmaması hâlinde ödeyeceği işe başlatmama tazminatı belirlenir.
İşçi, kesinleşen kararın tebliğinden itibaren 10 iş günü içinde işverene başvurmalıdır. İşveren, başvuru üzerine 1 ay içinde işçiyi işe başlatmalıdır. İşveren işçiyi işe başlatmazsa mahkeme kararında belirlenen işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretini ödemek zorunda kalır.
Davanın Reddi
Mahkeme feshin geçerli olduğuna karar verirse işe iade talebi reddedilir. Bu durumda işçi işe dönme ve işe iade davasına bağlı tazminat haklarından yararlanamaz.
Ancak işe iade davasının reddedilmesi, işçinin diğer işçilik alacaklarını talep etmesine engel değildir. İşçi şartları varsa kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai, yıllık izin ücreti veya diğer alacakları için ayrıca hukuki yollara başvurabilir.
İşe İade Davası Açamayacak Kişiler
Aşağıdaki kişiler kural olarak işe iade davası açamaz:
- Belirli süreli iş sözleşmesiyle çalışan işçiler,
- 6 aydan az kıdemi olan işçiler,
- 30 işçi şartı sağlanmayan işyerlerinde çalışan işçiler,
- İşletmenin bütününü yöneten üst düzey işveren vekilleri,
- İşyerinin bütününü yönetip işçi alma ve çıkarma yetkisi bulunan kişiler,
- Kendi isteğiyle istifa eden işçiler,
- Geçerli bir ikale sözleşmesiyle iş sözleşmesini sona erdiren işçiler,
- İş Kanunu kapsamı dışında kalan çalışanlar,
- 657 sayılı Kanun’a tabi devlet memurları.
Ancak her olay kendi koşullarına göre değerlendirilmelidir. Özellikle istifa, ikale, belirli süreli sözleşme ve işveren vekilliği durumlarında belgenin adı değil, ilişkinin gerçek niteliği önem taşır.
Sıkça Sorulan Sorular
İşe iade davası şartları nelerdir?
İşe iade davası açılabilmesi için işçinin iş güvencesi kapsamında olması gerekir. Bunun için işyerinde en az 30 işçi çalışmalı, işçinin en az 6 aylık kıdemi bulunmalı, iş sözleşmesi belirsiz süreli olmalı, fesih işveren tarafından yapılmalı ve işçi belirli nitelikte işveren vekili olmamalıdır. Ayrıca dava açmadan önce arabulucuya başvurulması zorunludur.
İşe iade davası açma süresi ne kadardır?
İşçi, fesih bildiriminin tebliğinden itibaren 1 ay içinde arabulucuya başvurmalıdır. Arabuluculukta anlaşma sağlanamazsa son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren 2 hafta içinde iş mahkemesinde dava açılmalıdır. Bu süreler hak düşürücüdür.
İşe iade davasında kaç maaş tazminat alınır?
Mahkeme feshin geçersizliğine karar verirse işçi en çok 4 aylık boşta geçen süre ücretine hak kazanabilir. İşveren işçiyi işe başlatmazsa ayrıca en az 4, en çok 8 aylık ücret tutarında işe başlatmama tazminatı öder.
İşveren işe iade kararına rağmen işçiyi işe başlatmazsa ne olur?
İşçi kesinleşen kararın tebliğinden itibaren 10 iş günü içinde işe başlama başvurusu yapmasına rağmen işveren 1 ay içinde işçiyi işe başlatmazsa, işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretini ödemekle yükümlü olur.
İşe iade kararından sonra işveren ödeme yapmak zorunda mı?
Mahkeme feshin geçersizliğine karar verirse işçi, en çok 4 aya kadar boşta geçen süre ücretine hak kazanır. İşçi süresi içinde işe başlama başvurusu yapmasına rağmen işveren işçiyi 1 ay içinde işe başlatmazsa, ayrıca işe başlatmama tazminatı da ödemek zorunda kalır.
İşe iade başvurusu noterle mi yapılmalıdır?
Kanunda işe iade başvurusunun mutlaka noter aracılığıyla yapılacağına ilişkin bir zorunluluk yoktur. Ancak işçinin 10 iş günü içinde başvurduğunu ispatlaması gerekir. Bu nedenle noter ihtarnamesi, kayıtlı elektronik posta veya yazılı ve ispatı mümkün başka yöntemler tercih edilmelidir. Sözlü başvuru ispat sorunu yaratabileceği için risklidir.
İşe iade davası kaybedilirse ne olur?
İşe iade davası reddedilirse işçi işe dönemez ve işe iade davasına bağlı tazminatları alamaz. Ancak şartları varsa kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai veya yıllık izin ücreti gibi diğer işçilik alacaklarını ayrıca talep edebilir.
6 aydan az çalışan işçi işe iade davası açabilir mi?
Genel kural olarak 6 aydan az kıdemi olan işçi işe iade davası açamaz. Ancak yer altı işlerinde çalışan işçiler için 6 aylık kıdem şartı aranmaz.
Belirli süreli iş sözleşmesiyle çalışan işçi işe iade davası açabilir mi?
Belirli süreli iş sözleşmesiyle çalışan işçiler kural olarak işe iade davası açamaz. Ancak sözleşmenin belirli süreli yapılmasını gerektiren objektif bir neden yoksa ve sözleşme gerçekte belirsiz süreli nitelik taşıyorsa durum ayrıca değerlendirilebilir.
Tazminat alan işçi işe iade davası açabilir mi?
Evet. İşçiye kıdem veya ihbar tazminatı ödenmiş olması, feshin geçerli olduğu anlamına gelmez. İşçi iş güvencesi şartlarını taşıyorsa ve feshin geçersiz olduğunu düşünüyorsa süresi içinde arabulucuya başvurarak işe iade sürecini başlatabilir.
04 koduyla işten çıkarılan işçi işe iade davası açabilir mi?
04 kodu, işveren tarafından belirsiz süreli iş sözleşmesinin haklı sebep bildirilmeden feshedildiğini gösteren çıkış kodlarından biridir. İşçi, 04 koduyla işten çıkarılmışsa ve işe iade davası için aranan 30 işçi, 6 ay kıdem, belirsiz süreli sözleşme ve işveren tarafından fesih şartlarını taşıyorsa, fesih bildiriminin tebliğinden itibaren 1 ay içinde arabulucuya başvurarak işe iade sürecini başlatabilir.
Emekliliğe zorlanan işçi işe iade davası açabilir mi?
İşçi kendi iradesiyle emeklilik nedeniyle işten ayrılmışsa işe iade davası açamaz. Ancak işveren, işçiyi emekliliğe hak kazandığı gerekçesiyle tek taraflı olarak işten çıkarmışsa veya emeklilik dilekçesi vermeye zorlamışsa, bu durum fesih olarak değerlendirilebilir. İşçi diğer iş güvencesi şartlarını taşıyorsa işe iade davası açabilir.
İşe iade edilen işçi farklı işyerine gönderilebilir mi?
İşveren, işe iade edilen işçiyi kural olarak eski işiyle aynı veya eşdeğer koşullarda işe başlatmalıdır. İş sözleşmesinde geçerli bir nakil yetkisi bulunsa bile bu yetki dürüstlük kuralına uygun kullanılmalıdır. İşçinin daha düşük ücretle, daha kötü koşullarda veya cezalandırma amacı taşıyan farklı bir işyerinde çalıştırılması gerçek anlamda işe başlatma sayılmayabilir.
İşe iade davası devam ederken işçi başka bir işte çalışabilir mi?
Evet. İşçinin dava sürecinde başka bir işte çalışması işe iade davasının görülmesine engel değildir. İşçi, karar kesinleştikten sonra eski işine dönmek istiyorsa 10 iş günü içinde işverene başvurmalıdır.
İşe iade edilen işçi aynı maaşla mı başlatılmalıdır?
İşveren, işçiyi eski işiyle aynı veya eşdeğer koşullarda işe başlatmalıdır. Ücret, unvan, sosyal haklar ve çalışma koşulları bakımından işçinin önceki durumuna uygun bir pozisyon sağlanmalıdır. İşyerinde genel ücret artışı yapılmışsa bu artışlar da dikkate alınmalıdır.
Kapıcı işe iade davası açabilir mi?
Kapıcı da diğer şartları taşıyorsa işe iade davası açabilir. Bunun için işverenin aynı iş kolundaki toplam işçi sayısının en az 30 olması, kapıcının en az 6 aylık kıdeminin bulunması ve belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalışması gerekir.
Sendikal nedenle işten çıkarılan işçi ne yapabilir?
Sendikal nedenle işten çıkarılan işçi, süresi içinde arabulucuya başvurarak işe iade sürecini başlatabilir. Mahkeme feshin sendikal nedene dayandığını tespit ederse sendikal tazminat gündeme gelir. Sendikal tazminat, işçinin en az 1 yıllık ücreti tutarında belirlenir. Bu nedenle sendikal fesih iddiası bulunan dosyalarda fesih nedeni, tanık beyanları, sendika kayıtları ve işyerindeki uygulamalar ayrıca önem taşır.
İşe iade davası açan işçi işsizlik maaşı alabilir mi?
İşçi şartları taşıyorsa işsizlik ödeneğine başvurabilir. Ancak işe iade davasının kazanılması ve boşta geçen süre ücretinin ödenmesi hâlinde, aynı döneme ilişkin ödemeler bakımından İŞKUR tarafından mahsup veya iade süreçleri gündeme gelebilir.
İşe iade davasında avukat tutmak zorunlu mudur?
Türk hukukunda işe iade davası için avukat tutma zorunluluğu yoktur. Ancak işe iade davalarında süreler kısa, usul kuralları sıkı ve hak kaybı riski yüksek olduğundan iş hukuku alanında çalışan bir avukattan destek alınması faydalı olabilir.
Sonuç
İşe iade davası, iş güvencesi kapsamında bulunan işçinin geçersiz feshe karşı başvurabileceği en önemli hukuki yollardan biridir. Ancak bu dava kısa sürelere ve sıkı şartlara bağlıdır. İşçinin belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalışması, en az 6 aylık kıdeminin bulunması, işyerinde en az 30 işçi çalışması ve feshin işveren tarafından yapılmış olması gerekir.
Fesih bildiriminin tebliğinden itibaren 1 ay içinde arabulucuya başvurulmaması veya arabuluculuk son tutanağından itibaren 2 hafta içinde dava açılmaması ciddi hak kayıplarına yol açabilir. Dava kabul edildiğinde işçi işe iade edilebilir; işveren işçiyi işe başlatmazsa boşta geçen süre ücreti ve işe başlatmama tazminatı ödemek zorunda kalır.
Bu nedenle işten çıkarılan işçinin fesih bildirimi, arabuluculuk süresi, iş güvencesi şartları ve deliller bakımından süreci dikkatle değerlendirmesi gerekir.
